...zaten hep sensiz oldugumu anladim. zaten hep sana yaziyor oldugumu. büyük bir hizla kendi hapishanemi inşa ediyorum. güvenilir ve pahali çelik. çok agladim, çok erkek oldum ama çok da kadin. kimseyle, kendimle bile yaşayamadim. birkaç sözcük inliyor dilimin altinda, gerçek ne bilmiyorum. bir suçlu gerek bana..; hemen şimdi, benim gibi.
ikimizin taniştigi koltuga oturdum. sesini silmeyi beceremedim.
en iyisi aşktı... onu buldugum yerde beni götürecek bir ayna aradim. ......sana dokunmak istedim.
fotografini duvara asip, sözcüklerini yok etme, var olma savaşi verdigi sayfalari yirtip atiyorum. kendine söyleyemediklerini dudaklarinin kenari anlatir bana. korkularini, korktuklarini. herşeyi, herşeyi unuturum. sadece bir fotograf için evime diger gecelerden daha erken dönerim.
en yakin arkadaşim beni kirabilecegini söyledi. kirilabilirim.
biraz sonra aglamaktan vazgeçecegi ve saçlarimi siyaha boyayacagim. ''benim matemim bu işte.''
yazdiklarima ilk kez soru işareti koymak istiyorum.
tek gerçek, hiçbirşeye sahip degilim. içimden beni sokaga çikartan, seviştiren; içimde beni sonsuz kuşkuda birakan bir yaratik duruyor.
içimde, belki yarin şakirim diyen bir şarki... ama sen hiç çalmayan bir gitarsin. bak yine özlüyorum seni. bu itiraf edilmemiş bir yalnizliktir.
daha kolay yaşamaliyim. metruk evlerde yaşayan, ''tam işte o kelimeydi'' dedigim insanlarin arasinda..; daha kolay ama nasil, onu da bilmiyorum. aşk iki de bir ellerimi tutmak istiyor. ''bir gün sen de cezani çekeceksin'' diyor. boşuna, ellerimi verme... boşuna ellerimi verme... uyutmayacagim seni, ninniler büyütmüyor çünkü. bahçende siçrayan agustos böcekleri hala saçlarimin içinde..; bir tek ben kanadim, bir tek sen gördün beni. artik özgürüm, öyle yalnizim ki......
aşk daima eksik kaliyor. offf bunu bana niye yaptin, bunu bana niye yaptin. dur bir nefes alayim.. ve senin sevdigin kadin olayim.
bir, iki, üç, dört, beş..... alti degi. hayat, benden gizledigin ellerini hangi cebinde sakliyorsun.
"dogrum yok benim. her yarim şey gibi.
ne kederli, ne de mutlu.
peki ya sen! hiç hikayen yok mu senin?"
"biraz daha uyu, biraz daha hayatta kal diye tutundugum
ruyalar beynimden yollara fışkırıyor!"
"bir nefes daha...
geleceği gördüm. kayıp duruyordu avucumdan. belirsizliği, igrencligini örtmüyordu.
kırmızı bir senfoni yazmak istedim, yalnız ışıkta duyulan.
cünkü beni, sadece babamin aldigi pabuclar sevindirdi, bayram kiyafetleri, annemin saclarima dokunmasi sevindirdi."
"herşey dönüyor ve kendi etrafindaki tüm masumiyeti yok ediyor.
cehennemi sevmekten başka elimde insanca kalan ne var ki...
cehennemi ruhu hala üşüyenler için istiyorum.
kendi kötülügümü istiyorum, son bir defa ara istiyorum."
"yine aramamışsın beni.
biraz daha gec kal ki, bir şey daha bulayim...
bir gercek daha."
"hayatimdaki o işaret kayip gidiyor gökten; gündüze karşıysa yapayalnizim.
parlak bir hediye paketine sıgdı kalbim."
"yanliş bu sözcükler, yanliş. cok agladim, cok erkek oldum cok da kadin.
kimseyle kendimle bile yaşayamazdim. hep yarım kaldım hep!"
"bana muhallebiciden tavuk gögsü alirsin.
belki, bana bir adres bile satin alirsin, cok paran vardir senin.
belki ameliyat ettirirsin; gitsin diye yüzümün diger yarisi da.
nerem varsa insan kalan... işte orasi acitiyor."
"başini derenin kenarina koy. atini yildizlara bagla.
dinle ama korkma, cünkü vitamin aldim, iyiyim.
ama; ya bu soluk sonsa, agliyorum fren seslerinin ardindan gelen hiza, kaderimin oyuncagi oldum, sokakta aşki buluyorum diye ama şekerleri kazandim, övüncü oldum sessiz uzlaşmacilarin, övüncü oldum tüm yaşayamamişlarin, bir kurbanın onurunu diktiler yakama."
"şimdi herşey hazir. bir tek eksigim var kirmizi.
bir türlü tamamlanamayan tamamlandikca eksik kalan kirmizi..."
"pirinc işlemeli bir aynada kirildi yüzümün diger yarisi.
herkes uyuyordu. yüzümün yarisi benim, yüzümün yarisiyla hep yarim öyküler anlatirim.
peki sen, yarim dudakli bir kadini öpmek ister misin?"
"bir dilenci gibi yalvariyorum yine de yanit vermiyor aynalar...
dur bir nefes alayim... ve senin sevdigin kadin olayim."
"yanliş bu sözcükler. yanliş bu dokunu$lar, yanliş bu anlaşilma istegi.
bir sokaktan, kendiminkine nasil gecmeliyim. sinirlarimi böyle yitirmişken..."
"inan biktim bu sözcüklerden; karanlik, gece, cocuklugum, korku, yeni sevgilim.
afrika, cilek tanricalar ve calan telefon zillerinden biktim.
bir de kirmizi rujdan.
kendi fotografina gülümseyen, kendi ickisinde bogulan, kendi annesinin celladıyım.
buyum işte, başka türlü nefes alamam. cocuk da doguramam. hadi nefes al!"
"az ögrenmeliyim, az soru sormali, hic beklememeliydim.
ama, bir sabah bunlari yaptim.
kazanilmiş nefretlerin övüncü şimdi aynalara. ve bir de utanc."
"büyük kentlerin ortasinda, bir işaret gibi birakilan kirik aynaya dön.
ve ona borclu oldugun güzelligi sor.
o , şimdi nerede... unuttugumuz şarkinin icinde mi?.. köşe başlarinda mi?..
biriktirdigimiz yildizlarda mi?.. nicin hepsi dört bacakli?..
ben o’ymuşum kahretsin. kim yapti bunu? kaç yüzyillik işkence bu?..
nerden bulaştım? bu büyü nereden sarildi sirtimin ucuna?
neresinden vurdular kirgin sessizligimi?..
ah o zor veda... boyun egiyorum, bir de...".
"bir ihanet daha yetim kalıyor."
demir kapi,yigilip kalan ölümün ayagimda biraktigi ve beni durduran kirmizi... bir türlü tamamlanamayan hikayesiyle, orospu kirmizi...